Ödünç Hayat


KÜNYE

Yönetmen : Süheyp Tosun
Senaryo : Süheyp Tosun
Yapımcı : Cevdet Şahin
Müzik : Mustafa Yazıcıoğlu
Ses : Adem Celep

OYUNCULAR

Faruk Çelik
Yasin Doğru
Mevlüt Kanlıdere
Hüseyin Akkurt
Süheyp Tosun
Kadir Yeter
Ökkeş Kalaycı

ÖZET

Klasik parası çalınan mafya babası,parayı çalıp kaçan adam hikayesi ve intahat etmek üzere olan bir adamın hikayesi.Amatör bir kısa filme göre gayet başarılı özel efektleri ve yine iyi kotarılmış kovalamaca sahneleriyle dikkat çekiyor.

]]>

Tekvir

KÜNYE

Yönetmen : Bünyamin Bayansal
Senaryo : Bünyamin Bayansal
Kurgu : Selçuk Aydemir
Ses-Müzik: Ozan Akbaba

Format : 6” Mini DV Renkli 2006

Oyuncular

İsmail Öztürk

ÖZET

Diri diri gömülen kıza sorulduğunda… Hangi suçtan öldürüldü diye…

]]>

TANBRON


KÜNYE

TANBRON (IC 2007 Kore Kısa Film Dünya Finalisti)

Yönetmen: Sinan Dinç
Senaryo : Team Ottomans (Murat Kuşçu,Ceram Dinç,Filiz Şahin, Sinan Dinç)
Özel Efekt: Murat Kuşçu

OYUNCULAR

Aytaç Balta
Erol Çakır
Korkmaz Kartal
Beyza Baydar
Süleyman Manav

Özet

Imagine Cup yarışmasının gediklisi Sinan Dinç’ten bu seferde IC 2007 Kore’de dünya finalisti olmayı başarmış bir kısa film. Yarışmanın teması teknoloji ve eğitim. Filmin ilk eleme için hazırlanmış storyboardunu aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz:

http://sinandinc.com/storyboard2007/

Değerlendirme

Kendi değerlendirmem yerine 3 yıldır IC yarışmasında dünya finaline kalmayı başaran Sinan Dinç’in kendi ağzından filmin yapım öyküsünü ve değerlendirmelerini paylaşmak istedim:

“Bu sene yapılan kural değişikliği ile storyboardun temeline sağdık kalma zorunluluğu getirilince tüm imkanları zorlayıp storyboarda yakın bir kısa film hazırlamaya çalıştık.

google kontür, google kontör, google ilk sayfa, googlede ilk sayfa, googlede ilk sayfa

Filmin hazırlanışında yaşadıklarımızın hikayesini anlatmaya kalksam okunmayacak kadar uzun olacağını bildiğimden kısaca özetlemeye çalışayım.

Filmin baskın sahnelerinin çoğunda 2 bazılarında tek oyuncu kullandık, daha sonra özel timi bilgisayarda klonlayarak çoğaltık. Oyunculardan biri gerçek özel tim üyesiydi, hem oyunculuk hemde bu konuda danışmanlık yaptı. Bunun dışında oyuncuların tamamı amatördü. Filmde tek konuşmanın geçtiği kısmı Erol amca doğaçlama 10 dakikada uydurdu.

Filmin çekimleri, yeşil ekran görüntüleride dahil aralıksız 30 saatte tamamlandı. Çekimler esnasında elektrik çarptı, patlama sahnesine yaralandım (hatta bu yüzden o sahnelerin kalan kısmını çekemedik ve eksik kaldı), ama çok şükür kimse ölmedi:)

Sonyeurasia sonunda 3 yıldır attığım maillara cevap verdi ve filmin çekimlerinde kullanmak için bir hdv kamera aldık. Çekimlerde kullanılan kamera ve tripod dışında tüm malzemeleri kendimiz temin ettik. Kıyafetlerin büyük kısmını Türkiye’de bulamayınca yurt dışından getirtmek zorunda kaldık.(hala borç ödüyoruz:D)

Çekimler bittikten sonra perili klipin hazırlanışı esnasında ricada bulunduğumuz post ofis, hdv görüntüleri bizim için capture etti. Fakat yakalanan görüntüler hdv quicktime mac olunca o çabalar boşa gitti. Bir şirketin soğuk server odasında 3 gün boyunca bir sandalyede uyuyarak, 5 saatlik görüntüleri tekrar capture edip editlemek zorunda kaldık. Hdv görüntülerde efekt renderi çok fazla zaman alınca , zamanımızda ksıtlı olduğundan tüm görüntüleri avi formatına çevirdik. Özel efektlerin tamamını murat aralıksız çalışarak 4 günde tamamladı.Kendisi yurtdışında olduğundan internet üzerinden çalıştık ve bende birkoldan editlemeyi bitirdim. Fakat tüm çabalarımıza rağmen çekmiş olduğumuz görüntülerin çoğunu kullanamadık ve filmin bu kısa versiyonunu yarışmaya göndermek zorunda kaldık.

Kısaca özetlemeye çalışdım ama pek beceremedim sanırım:)

Filmin bütününde pekçok kurgu hatası ve anlatım yanlışlığı, eksikliği var. Ağzını burnunu kırdıkları bir adamdan imza istemeleri gibi abeslikleri de, editleme aşamasına geldiğimizde düzeltmek için çok geç kalmıştık:)

Müziğin uyumsuzluğu vs gibi hatalarda cabası. Ama bu sürede elimizden gelen bu kadar oldu.”(via)

]]>

Voyage dans la lune - Aya Seyahat

Voyage dans la lune /A trip to the moon (Aya Seyahat)

KÜNYE

Yönetmen : Georges Melies
Senaryo : Jules Vernes (roman),Georges Melies

OYUNCULAR

Victor André
Bleuette Bernon
Georges Melies

Yapım yılı: 1902

Özet

Bilim kongresinde Profesör Barbenfouillis isimli bir kişi aya seyahat fikrini ortaya atar.Bu fikiri aralarında tartışırlar ve dev bir top yapıp ve yine dev bir top mermisiyle (uzay aracı) aya seyahat etmeye karar verirler.Hazırlıklar yapılır.Ay yolcuları törenle aya gönderilir.(Kadınlar roketin arkasından el sallar) Ve roket ayın gözüne saplanır,ayın canı yanar.(!)Uzay yolcuları aya sağ salim inerler.Fakat seyyahları ay yüzeyinde bekleyen süprizler vardır.1902 tarihli Georges Melies imzalı ,sinema tarihinin ilk kurgu filmi olan bu kült eseri kesinlikle izlemelesiniz.

Değerlendirme

Trenin Gara Girişi ile sinema tarihine ufak bir giriş yapınca,hayranı olduğum Georges Melies’ı da anmadan edemedim.Melies’ın,Lumiere’lerden sinematografı satın almak istediğini fakat Lumiere’ler tarafından sinematografta gelecek görmedikleri gibi enteresan bir cevapla olumsuz yanıt aldığından bahsetmiştim daha önce.Ama olumsuz yanıt alması Melies’ı durdurmamıştır.Zaten aileden zengin bir adamdı.Uğraşıp kendi sinematografını yapar.

Melies,belki sinematografı ilk icat eden kişi değildir.Fakat sinematografi biliminin babasıdır.Lumiere’ler bir mucittir,fakat Melies sinema sanatının başlangıç noktasıdır. Karartma,bindirme gibi hala günümüzde dahi kullanılmakta olan bir sinema efekti Melies tarafından keşfedilmiştir.Ayrıca ekranda yok olan insanlar, başka nesnelere dönüşen nesneler,filme yedirilen animasyonlar gibi bir çok özel efekt de yine Georges Melies tarafından keşfedilmiştir.

Lumiere kardeşler,ciddi ve tek düze filmler çekmedirler.Fakat Melies sinemanın ticari bir eğlence alanı olduğunu farketmişti.Babasının “oğlum oku adam ol” uyarısını dinlemeyen Melies,kendini sinemaya adadı.(zaten sinema merakından önce babasını dinlemeye pek niyeti yokmuş anlaşılan.babası adam olsunda şirketin başına geçsin diye beklerken,o ilizyonistlik yapıyormuş) Filmleri için setler,dekorlar kurdu, maketler yaptı, sinemaya tiyatral sahneleri taşıdı.Sinema tarihinde ilk kez,kurgusu olan senaryolu filmler çekmeye başladı.Ticari aşıdan başarısız olsa da sinema Melies için bir aşktı.Herşeye rağmen ömrünün sonuna kadar sinema için uğraştı.Ama son yıllarında başarısızlık canına tak edince evinin arka bahçesinde bir çok filmini yaktı.

Aslında onu ticari açıdan başarısızlığa iten nedenler vardı.Bunlardan biri de izlediğimiz Veyage Dans La Lune filmiydi.Melies’ı başarısızlığa iten filmin kötü olması değildi.Film,Fransa’da gösterime girdiğinde çok büyük başarı kazandı.Fakat Melies filmi Amerika’da gösterime sokmadan aylar önce dünya sinema tarihinin ilk korsan kopyalama işini yapan Thomas Edison filmi kopyalayıp Amerika’da gösterime o soktu.Tabi Melies Amerika’dan avcunu yaladı.

Melies,fantastik ve bilim-kurgu sinemasının mucidiydi.Bu türler ilk onun filmleriyle başladı.Tabi bu iki türünde ilk örneği Voyage Dans La Lune ya da ingilizce bilinen ismiyle A Trip of the Moon filmidir.

Filmin hikayesine dönersek,film hakkındaki ilginç bilgilerden biri de filmin gösterime girdiği yılların ardından ilk kez 2002 yılında Fransa’da bir film ambarında tesadüfen bulunmuştur.Film kareleri elle boyanmıştı.(Bu Melies’ın tekniklerinden biriydi)

Filmde yer alan roketin ayın gözüne saplandığı sahneyi daha önce görmeyeniniz yoktur heralde.Melies bu sahneyi 30 tablo kullanarak yapmış.Filmin en başında aya seyahat fikrini ortaya atan profesörse Georges Melies’ın ta kendisi.Anlayacağınız bu filmde senarist,yönetmen,oyuncu,sahne,dekor,özel efekt,kurgu…her şey Georges Melies imzalı.

G. Melies ömrünün son yıllarını sefalet içinde geçirdi.Tarihe dönüp baktığımızda farkediyoruz ki;bazı değerlerin önemini sonradan anlamak insanoğlunun tekerrür eden huylarından birisi.Yaşarken değerlerini anlayamıyoruz.En çokta maymunlara dahi sanatçı payesi biçtiğimiz sanat dünyasında parlayan gerçek yıldızların..

Not: Bu arada fantastik sinemadan söz açılmışken öteki sinema,sinematik ve fantastik sinema bloglarındaki dostlara buradan selam çakıyorum.Takiptesiniz:)

]]>

l arrivee d un train en gare de la ciotat / Trenin Gara Girişi


KÜNYE

Yönetmen : Louis Lumiere,Agust Lumiere(*)

Süre : 41 saniye

ÖZET

Tren gara girer.(:P)

Değerlendirme

Sinemanın başlangıcı olan bu film,dünyanın ilk filmi olduğu gibi aynı zamanda dünyanın ilk kısa filmidir.Lyon’da bir trenin gara girişini gösteren bu film,Lumiere kardeşler tarafından 1895 yılında Paris’te bir kafede gösterilmiştir.(Grand Cafe) Beyaz perdede üzerlerine doğru gelen treni gören insanların paniğe kapılıp,korkuyla kafeden kaçıştığı anlatılır.

Sinema tarihinde hareketin izlenebildiği ilk alet, Lumiere kardeşler’in Sinematograf’ı değil Thomas Edison’un 1892′de icat ettiği Kinetoskop’tu. Ancak Kinetoskop’tan sadece bir kişi bakabiliyor,görüntü perdeye yansımıyordu.

1895 yılında Lumiere kardeşlerden, büyük olan Louis Lumiere sinematografı icat eder.
Fakat sinematografın patentini birlikte aldıkları için kardeş Aguste Lumiere,çok fazla bir şey yapmadan tarihe geçmiş ve böylelikle bu icat tarihe Lumiere kardeşler imzalı olarak kazınmıştır.

l arrivee d un train en gare de la ciotat filmi,sinemanın keşfinden yaklaşık 1 yıl sonra Türk halkının karşısına çıktı.”Bir Trenin Gara girişi” ismiyle Galatasaray Sponeck Salonunda gösterimi yapıldı.

Türk sinema tarihi ise sinemanın keşfine nazaran geçbir tarihte,1914 yılında Fuat Uzkınay’ın ”Ayestefenos’teki Rus Abidesinin Yıkılışı” nı çekmesiyle başladı.Ne yazık ki bu film günümüze ulaşmadı.

Lumierre Kardeşler,sinemanın gelişerek bu kadar büyük bir endüstri haline geleceğini hayal bile edemezdi heralde.Sinematografı gördükten sonra satın almaya karar veren Fransız yönetmen George Melies’a Lumiere’lerin babası “üzgunum genç adam; ancak sinematografı satın almaniza izin veremeyeceğim. Zaten goreceksiniz ki halk, bunca para vermek istediğiniz bu oyuncaktan da cok kısa surede sıkılacak, baska eğlenceler aramaya baslayacak. Bizim sinematografımız da unutulmaya terk edilecek….” demişti.

Fakat Melies yılmadı,kendi sinematografını yaptı.Bir çok film çekti.Sinemaya teknik açıdan bir çok yenilik kattı.Ve ”Aya Seyahat” filmiyle fantastik sinemanın kurucusu ünvanını kazandı.

Son olarak rastladığım bir videoyu ironik bulduğum için yayınlayıp dünya sinema tarihine kısa bir bakış attığımız bu yazıyı bitireyim.

Modern l arrivee d un train en gare de la ciotat

attendrai le suivant / Sonrakini bekleyeceğim



KÜNYE

Yönetmen : Philippe Orreindy
Senaryo : Thomas Gaudin,Philippe Orreindy

OYUNCULAR

Sophie Forte
Thomas Gaudin
Pascal Casanova

(2003 En İyi Kısa Film Oskar Adayı)
(2004 Avrupa En İyi Kısa Film Ödülü)

ÖZET

Aşkı arayan ama bir türlü aradığı kadını bulamayan,zengin bir adam klasik yollarla o’nu bulamayacağına karar verip,metroda evlenmek için birisini aradığını ilan eder. İstediği kadında aradığı özellikleri sayar ve eğer teklifini kabul eden birisi olursa bir sonraki durakta inmesini söyler.

Devridaim


KÜNYE

Yönetmen : Tuna Kiremitçi
Senaryo : Tuna Kiremitçi
Görüntü Yönetmeni : Mehmet Zengin

OYUNCULAR

Suna Selen
Tuna Kiremitçi

ÖZET

Bir makine ve iki insanın hikayesi.

Ödülleri: 1998 Ankara Film Festivali Mansiyon Ödülü]]>

”BMW Films” Chosen / Ang Lee

KÜNYE

Yönetmen : Ang Lee (
Senaryo : David Carter

Oyuncular

Clive Owen
Mason Lee

ÖZET

Gizemli şoför,bu seferde uzak doğulu bir bir çocuk yolcu almıştır.Bu çocuk filmin isminde belirtildiği gibi ”Chosen” (seçilmiş)’tir.Ve onu yoketmeye çalışan birileri vardır.
]]>

”BMW Films” Powder Keg / Alejandro Gonzalez inarritu

KÜNYE

Yönemen : Alejandro González iñárritu
Senaryo : Alejandro Gonzales inarritu,Guillere Arriaga,David Carter

OYUNCULAR

Clive Owen
Stellan Skarsgård
Lois Smith

ÖZET

13 Ocak 2001′de Times muhabiri Harvey Jakops,Nuevo Colon’da bir katliam sırasında yaralanır.Birleşmiş Milletler,onu kurtarmak için gizemli bir BMW şoförü gönderir.

Değerlendirme

İşte karşınızda kısa film tarihinin kült eserlerinden birisi olmaya aday,bir Alejandro Gonzales filmi.İnnarritu,BMW’nin verdiği parayı,iki araba kovalamacası,bir çarpışma çekip içi bomboş bir hikaye ile çarçur eden diğer yönetmenlere inat,ortaya müthiş bir şaheser koymuş.

İnnarritu,Powder Keg’i yazarken gerçek bir olaydan esinlenmiş.Kısacık 8 dakika içinde,bir bizlere bir savaş muhabirinin gözünden,kendi mesleğini ,Güney Amerika’daki sefilliği,katliamları,Amerika’nın mahvettiği ülkeleri,uyuşturucu ve silah ticaretini ve gazetecilik mesleğini sorgulamış.

Gazeteciliğin her olaya sadece haber gözüyle bakan,şahit olmadan öteye gidemeyen ve yapılan haberlere rağmen hiç bir şeyi değiştiremeyen yönünü ele almış.Hele ki, fotoğrafçılık gazetecilik mesleğinin en acımasız alanı olmak zorundadır.Üniversite 1. sınıfta,Fotoğrafçılığa Giriş dersinde Türkiye’nin sayılı fotoğraf sanatçılarından olan İbrahim Demirel hocamız,tam da bu konudan bahsediyordu.”Ne olursa olsun önce fotoğraf makinesine sarılacaksınız.Çünkü göreviniz budur.Acımasız değil ama soğukkanlı olup önce mesleğinizi ve sanatınızı icra etmek birinci göreviniz.Çünkü an’ın tekrarı yoktur.O anı kaçıramazsınız” demişti.Bunun üzerine el kaldırıp ”Her şeye haber gözüyle bakamazsınız.İnsani önceliklerimiz var.Mesela yardıma ihtiyacı olanın kendi oğlunuz olduğunu düşünün.Farzı misal bir uçurumdan düşmek üzere.Bir seçim yapmak zorundasınız.Bu durumda yine aynı şeyi yapar mıydınız?” diye sormuştum.Verdiği cevap şuydu: ”Önce fotoğraf makinasına sarılırdım.Çünkü o özel bir andır.Ben bir babadan önce bir fotoğrafçıyım.” Bu cevap o zamanlar,anı yakalamanın önemini anlatmak için verilmiş abartılı ve ciddiyetsiz bir cevap gibi gelmişti bana.Ama sonradan farkettim ki;gazeteciler arasında yaygın bir kanaat bu.

İnnarritu,işte tam bu noktadan yakalamış konuyu.Gözlerinizin önünde mahvolan hayatlara,sadece fotoğraf makinesinin objektifinden bakmanın vicdani sorgulamasını.
Jakobs’un ömrünün son anlarında ”ona görmeyi öğreten” annesine bıraktığı barutluk, çok anlamlı.Güney Amerika’da şahit olduğumuz kitlesel drama bir de kişisel dram ekleniyor.Hele fonda Carlos Valera,Una Palabra’yı söylemeye başladığında ise gözlerinizin dolmaması neredeyse imkansız.

Bütün duygusal öğelerine rağmen Powder Keg bunun yanında barındırdığı bir çok alt metinde göz önüne alındığında duygu sömürüsü ve ajitasyon damgasını haketmiyor. İnnarritu bizlere 4 4′lük bir film hazırlamış.

”BMW Films” Ambush - John Frankenheimer

KÜNYE

Yönetmen : John Frankenheimer
Senaryo : Andrew Kevin Walker

OYUNCULAR

Clive Owen
Tomas Milian

ÖZET

Özel şoför ve müşterisi yolda giderken,yanlarına bir minübüsle yanaşan soyguncular, şoföre müşterisinin 2 milyon dolar değerinde elmas taşıdığını ve arabayı durdurmazsa ateş açacaklarını söylerler.

Değerlendirme

BMW Films’in en dandik filmlerinden birisini izledik.Kadroya bakarak filmin beklenenin altında bir performans sergilendiğini düşünüyorum.Nedenine gelince ekibe bir bakalım: Yönetmen: John Frankenheimer (Ronin, The Island of Dr.Moreau),Senaryo : Andrew Kevin Walker (Se7en, 8mm, Sleepy Hollow)

Hadi araba takip sahneleri güzel kotarılmış.Yılların usta yönetmeni Frankenmehier işini iyi biliyor.Yinede BMW Films’in diğer kısa filmlerindeki araba takip sahnelerinin yanında sönük kalıyor.

Ama asıl problem senaryoda.Se7en,8mm,Slyypy Hollow gibi filmleri yazmış bir senarist,elde bunca imkan ve kadro varken nasıl bu kadar içi boş bir senaryo yazabiliyorki? Ne orjinallikten,ne de ilgi çekicilikten eser var.BMW,sadece özel şöfor ve BMW arabanın içinde yer aldığı bir film istemiş,geri kalanı serbest bırakmış.İstediğinizi yapın,çekin,patlatın.İstediğiniz kadar para size demiş.Peki senarist efendi ne yapmış? ”Özel şoför,müşteri,araba ve araba takip sahnesi” deyince akıla gelebilecek ilk fikri tutmuş,yazmış.Yaratıcılıktan eser yok.

Bu fırsatı en iyi değerlendiren Powder Keg (Barut Fıçısı) filmi ile Aleksandro Gonzales İñárritu olmuş.Ambush,genel kısa film standartlarına göre kötü değil.Ama elde bunca imkan varken bu filmin çekilmesi biraz kolaycılığa kaçmak olmuş.Powder Keg’i izleyince sizde bana hak vereceksiniz eminim.

Bu arada Clive Owen,aslında arabayı kendisi kullanmıyormuş.Ralli pilotları kullanıyormuş arabaları.Çizdin karizmayı gözümüzde Owen:)]]>


Sayfa 1 desiniz 2 sayfa var12»